Facebook Grubumuz Bizi Twitter`dan Takip Edin RSS e üye olup haberlerimiz buradan takip edebilirsiniz
  • English (United Kingdom)
  • Turkish (Turkiye)
Anasayfa
Bağlarda Günlük Hayat

 

Mayıs ayı sonlarına doğru halkın hemen hemen tümüne yakını Bağlar`a taşınmıştır. Çarşı'da artık gündüzleri yalnız dükkânlarda esnaf vardır. Akşamdan sonra ise çarşı yaz aylarının ıssızlığını yaşamaktadır.                                                  

Yeri gelmişken bu göz gereksinmesinin nedenlerine değinelim. Halk iki nedenle yaz aylarını bağlarda geçirmek zorundadır. Birincisi, yazları Çarşı oldukça sıcak geçmektedir. Etrafı kayalık tepelerle çevrili çukur bir çanak hâlindeki çarşı bölümü sıcak yaz aylarında bu konumu tesiriyle, ataları yayla yaşamına alışık ahali için sıkıcı gelmektedir. Halbuki bağlar irtifa farkı ve coğrafî konumundan dolayı, çarşı kesimine göre hemen hemen 10 'C'ye varan ısı düşüklüğü yapan, serin bir havaya sahip olduğundan âdeta bir yayla görünümündedir. Tercihin birinci nedeni budur, ikinci neden ise, üretken bir yapıya sahip olan halkın, ekip biçmeye uygun olan Bağlardaki bahçelerini tercih etmeleri elbette doğaldır. Dahası var. Yaz aylarındaki bağların yemyeşil manzarası, tertemiz ve serin havası, sokaklardaki su arklarından şırıl şırıl akan suları ile doyulmaz hali şairlere ilham aşılamaktadır.

Yaz aylarında Bağlar'da yaşam, kışın olduğu gibi sabahın çok erken saatlerinde başlardı. Sabah namazını müteakip erkekler zamanın binek araçları at ve eşeklerine binerek çarşının yolunu tutarlardı. Bu kısa yolculuklar çoğu zaman yol arkadaşlarının birleşmesi ile âdeta bir kervan oluşturur, neşeli sohbetlerle yolun ne zaman bittiğinin çoğu zaman farkına bile varılmazdı.

Ev hanımları ise günü akşama kadar yoğun işlerle geçirmektedirler. Ve bu işler bütün yaz boyuncada devam edecektir. Çünkü zamanın insanları çok çalışkan ve üretkendirler. Güne yine her zaman olduğu gibi ev hayvanlarının bakımı ile başlanır, ardından öncelik sırasına göre günün işlerine devam edilirdi.

Her evin bahçesinde her türlü meyve ağacı bulunurdu. Buna çok dikkat edilirdi. Fidanlar dikilir, aşılanır, ağaç olur. Bakımı yapılır, sonra da onların meyvelerinden yaz ve kış aylarında faydalanılırdı. Yaz ve kış diyorum. Zira, kimse hiçbir meyveyi israf etmez, kullanılışına göre. onlardan kışın da faydalanmak için, ezmesini yapar, kurutur, suyunu çıkartırdı, bahçelerde büyük dut ağaçları bulunurdu. Ağız tatlandıran bu gıdalı meyvenin ağacı aynı zamanda hayırseverler tarafından ortalık yerlere, sokak kenarlarına dikilir, gelen geçen bu hayrat ağaçların meyvesinden faydalanırdı. Duttan yapılan pekmez çok leziz olur ve âdeta bal tadındadır.
Pekmez tatlıdır, güzeldir, lezizdir ama yapılması çok meşakkatlidir. Bunun için sabahın erken saatlerinde kalkılır, havalar ısınmadan o koca koca dut ağaçlarının tepesine çıkılıp ayaklarla vurularak dutlar silkelenir. Aşağıda kalanlar ise yere temiz yaygılar sererek, dutların temiz olarak toplanmasını temin ederlerdi. Bu işler hanımlar için oldukça ağır, ağır olduğu kadar da ağaç tepelerinde dolaştıkları için tehlikeli işlerdi. Bu iş için bazen komşular imece de yaparlardı.

Dutlar silkildikten sonra bahçede, büyük kazan ocağının üzerindeki kazana dökülür, ateşte kaynatılır. Sonra temiz bir çuvala alınıp, üzerine yine temiz ve büyük bir taş ağırlık olarak konulur, akan suları ise bir başka tavaya alınırdı. Bu sefer alınan ve adına şıra denilen bu sıvı tavada kaynatılır ve koyulaştıktan sonra ateşten alınıp bir müddet güneşte bırakılırdı. Bunun için de adına gün pekmezi denilmektedir. Sonrada küp veya kavanozlara konulup kış için bir kenarda saklanırdı.

Yukarıdaki satırlarda yalnız bu dut pekmezinin nasıl yapıldığını anlatırken, işin nasıl zor ve zaman alıcı bir iş olması bakımından, zamanın kadınlarının bu zor şartlara rağmen, ne kadar sabır ve gayretle üretim içinde olduklarının bir örneğini vermek istedik.

Pekmez yalnız duttan değil üzümden de yapılmaktadır. Ve de aynı zorluklarla yapılmaktadır. Pekmez yapımında, bu üretimin zorluğu böyledir ve ev kadınlarının hemen hemen bütün gününü almaktadır. Bu dut ağaçlan yaz boyunca hemen her haftada bir meyve verdiği için bu iş yedi sekiz günde bir tekrarlanacaktır.
Bağlar'daki işler yalnız pekmez yapmakla bitmemektedir. Çünkü diğer meyvelerin de kendilerine has değerlendirilme usulleri vardır. Örneğin eriklerden pestil yapılması, pekmez yapımından daha az zahmetli ve daha az zaman alıcı değildir. Eriklerden sadece pestil de yapılmaz. Dikkatle elden geçirilen erikler kurutularak erik kurusu yapılırdı.

Sırada diğer meyveler de var. Onların da ezmesi yapılacak, suyu çıkarılacak veya kurutularak kış için hazırlanacaktır. Örnek mi istiyorsunuz? Ayva ezmesi, kızılcık (kiren) suyu, elmaların dört parçaya ayrılarak kurutulmuşu (tavşut) gibi. Bu tavşutlardan kış aylarında hoşaf yapılırdı.

Yukarıda sayılanlar yapılan işlerin sadece bazılarıdır. Elbette dahası da var. Ev hanımları yaz boyunca karınca misal’i çalışmaktadırlar. Bahar aylarında bellenen bahçelere yine bahar aylarında çeşitli sebzeler ekilmiştir. Bunlar fasulye, domates, biber, salatalık vs. sebzelerdir. Bunların bakımı, gübrelenmesi, sulanması, toplanması hep zaman ve enerji isteyen işlerdir. Bahçeden yazlık meyve yetiştiği gibi, kışın için de kuru fasulye hazırlanmaktadır. Yaz geceleri ortaya yığılan kuru fasulyeler ev halkı tarafından kabuğundan çıkarılarak iç edilmektedir. Kısacası geceleri bile evde bahçe ile ilgili işler vardır.

Nedense o zamanlar bu gün pek sık görülen tarımsal hastalıklar yoktur. Halk bugün pek pahalı olan tarımsal ilaçları kullanmak zorunda olmadığı için ürün kârlı ve bereketlidir. Elbette günümüzün hava kirliliğinin olmaması da bunda en önemli etkendir.

Ev hanımlarının çilesi bununla da bitmezdi. Sıra ile bahçelere verilen bostan suyunun sırası geceye rastlarsa, gecenin yarısında kalkılır ve gemici fenerlerinin sönük ışığı altında, uykulu, uykulu, sulara bata çıka bostan sulanırdı.

İşte bu hay huy içinde güzelim yaz ayları, çalışarak, ne olduğu anlaşılmadan geçirilir ve çarşıya göç hazırlıkları başlardı. Zira artık soğumaya başlayan havalar nedeniyle yazlık evlerde kalmak zorlaşmıştır. Yine yaz başında nasıl gelinmişse, yüklek, denkler hazırlanır ve göç başlardı.

Yalnız evin en önemli üretimi bahçede yapılır, bu amaçla yazlık eve göçülür, ama daha ilk baharda yapılması gerekli işler için günübirliğine Bağlar’a gidilirdi. Gerektiğinde adam çalıştırılır, bazı evlerde köylerden gelen işçilerin yatması için bahçede KAZAN OCAĞI üstünde misafir odası bulunurdu.

 

Şu an siteyi güncelliğini yitirmiş olan Internet Explorer 6 tarayıcısını kullanarak gezmeye çalışıyorsunuz(IE6).

Bu siteyi ve güncel diğer siteleri sorunsuz bir şekilde gezebilmek için Internet Explorer 7 (IE7) veya Mozilla Firefox kullanmanız gereklidir. Lütfen aşağıdaki tarayıcılardan birini indirerek geliştiricilere destek olunuz. Bağlar Saray Otel

Mozilla Firefox 3 indir (önerilen).

Internet Explorer 7 indir.

Bağlar Saray Otel Bir Batucan Turizm İştirakidir